Ana Sayfa Blog Sayfa 2

Sedasyon Nasıl Uygulanır

sedasyon sonrası

Öncelikle konuyu anlamak adına Sedasyon Nedir kısaca açıklayalım. Sedasyon bir çeşit anestezi yöntemidir. Çoğunlukla genel anestezi ile karıştırılan sedasyon, anestezi uzmanı tarafından sedatif ilaçlar olarak adlandırılan uykuya sebebiyet veren ilaçlarla hastanın bilinci açıkken oluşturulan derin uyku halidir. Bu uygulamada hasta hekimin komutlarını yerine getirebilir dahası hekim ile diyalog da kurabilir.

Özellikle çocuklar için tercih edilen sedasyon anestezisi ile operasyon esnasında yapılan işlem, ağrı ve hoşa gitmeyen sesler operasyondan sonra hasta tarafından hatırlanmaz. Bu yöntem hem tedavi sürecini kolaylaştırır hem aynı zamanda psikolojik travma, hastane korkusu gibi durumları da ortadan kaldırır. Böylece, bir sonraki diş kontrolü ya da diğer operasyonlar için hastaneye geliş kolaylaşır.

Sedasyon Nasıl Uygulanır

Uygulama aşamasında Sedasyon Hafif ve Derin Sedasyon olmak üzere ikiye ayrılır; Hafif sedasyon, hastanın uyutulmadan sadece sakinleştirmek ve rahatlatmak için uygulanan anestezidir. Hafif sedasyon altındaki hasta ameliyatı izleyebilir, diş hekimi ile konuşabilir ancak, işlem bittikten ve vücudu ilaçtan arındırıldıktan sonra olan biteni hatırlamaz. Özellikle basit operasyonlar için bu yöntem tercih edilir.

Derin sedasyon da ise hasta derin uykuya dalar ancak bilinci tamamen kapalı değildir. Seslere tepki verebilir, kendi kendine nefes alabilir. Ancak diğerinde olduğu gibi uyanınca yine hiç bir şey hatırlamaz.

Sedasyon işlemi öncesi damar yolu açılması ve solüsyonun verilmesiyle başlar. Damar yolu açılmasına psikolojik ve mental olarak hazır olmayan çocuklarda (yaşı küçük, mental retardasyon, hiperaktif vb.) burundan damla yoluyla sedasyona başlanır, sonrasında damar yolu açılarak işleme geçilir.

Hastada sedasyon durumu yeterli derinliğe ulaşınca tedavisi başlar. Hastanın vital bulguları (Nabız, solunum, oksijen saturasyonu, tansiyon, vücut sıcaklığı vb. ) anestezi uzmanı tarafından ekrandan edilerek izlenirken cerrahi işlem sürdürülür. Tedavinin tamamlanmasının ardından sedasyon işlemi sonlandırılır. Kullanılan sedatif ilaçlarla sedasyonun süresi ve derinliğinin ayarlanabilmesi sistemin avantajlarından biridir. Uygulama sonrasında sedasyon uygulanan kişi (damar yolu açılması dahil) herhangi bir şey hatırlanmadığı için yapılan işlemin psikolojik travmasından ciddi anlamda korunmuş olur.

2020 Tedavi Ücretleri

tedavi-ucretleri

“Dişhekimlerinin 2020 Yılında Uygulayacakları 1. ve 2.grup iller için Ağız Diş Sağlığı Muayene ve Tedavi Ücret Tarifesi” yaptıkları toplantılar neticesi görüş ve öneriler doğrultusunda  Türk Diş Hekimleri Birliği Merkez Yönetim Kurulu 4-5 Aralık 2019 tarihli toplantısında görüşülerek, kabul edilmiş ve Sağlık Bakanlığına gönderilmiştir.

Buna göre;

1.Grup il ve ilçelerde uygulanacak TDB Ağız Diş Sağlığı Muayene ve Tedavi Ücret Tarifesi için tıklayınız…

2.Grup il ve ilçelerde uygulanacak TDB Ağız Diş Sağlığı Muayene ve Tedavi Ücret Tarifesi için tıklayınız…

Aft ve Uçuk Tedavileri

Aft ve Uçuklarda zaman zaman ortaya çıkan ve ağızda yer alıp oldukça rahatsızlık veren hastalıklardır.

AFT ve UÇUK Arasındaki Farklar

  • Aft sadece ağız içinde meydana gelir.
  • Uçuk nadiren ağız içerisinde, genellikle ağız dışında meydana gelir.
  • Aft bulaşıcı değildir, uçuk bulaşıcıdır.
  • Aftın oluşumu henüz tam olarak açıklanamamıştır, uçuk bir virüs enfeksiyonudur.

AFT

Aft, ağız içinde genellikle dil üzerinde, yumuşak damakta, yanak ve dudak mukozasında ve farenkste görülen, oldukça ağrılı, küçük, yüzeysel ülserlerdir. Bayanlarda erkeklere oranla daha fazla ortaya çıkar.

Aft oluşumunu etkileyen faktörler

Pekçok hastalıkta olduğu gibi, stres aft oluşumunun en önemli nedenlerinden biridir. Bayanlarda adet dönemi öncesi gerginlik dönemi de aft oluşumunu tetikler.

  • Domates, sirke, turunçgiller gibi asitli yiyecekler, tuzlu ve baharatlı çerezler, aft oluşumunu hızlandıran önemli faktörler arasında sayılmaktadır.
  • Sert yiyecekler, yanak ve dudağın ısırılması, diş fırçalama işleminin sert olarak yapılması da aft oluşumu için uygun ortam hazırlar.
  • Bazı sistemik hastalıklarda, örneğin Behçet hastalığında, vücuttaki diğer belirtilerle birlikte ağız içinde aft oluşumu gözlenmektedir.
  • B12 vitamini ve demir eksikliğinin, ayrıca diş macunları içinde bulunan kimyasal bir maddenin de aft oluşumuna neden olduğu düşünülmektedir.

Tedavisi

Aftın kesin tedavisi henüz bulunamamıştır. Herhangi bir tedavi uygulanmasa da ortalama 7-10 gün içerisinde kendiliğinden iyileşir.

UÇUK

Uçuk nadiren ağız içinde olsa da, genellikle dudak kenarı gibi ağız dışı bölgelerde görülen, içi sıvı dolu küçük kabarcıklara verilen addır. Genellikle ağrılıdır ve ağrı uçuk oluşumundan birkaç gün önce başlar. Bu kabarcıklar zaman içinde patlayarak kabuklanır. Ortalama 7-10 gün içerisinde iyileşir.

Uçuk oluşumunu etkileyen faktörler

Uçuğun oluşum nedeni herpes simpleks olarak adlandırılan bir virüstür. Daha önce bu enfeksiyonu geçirmiş olan kişilerde pasif halde bulunan bu virüs, güneş ışığına maruz kalma, stres, travma, yorgunluk, hormonal değişiklikler gibi durumlarda aktifleşerek uçuk oluşumuna neden olur.

Uçuk bulaşıcıdır

Uçuğun patlamasından itibaren tamamen iyileşene kadarki süre en riskli dönemdir. Uçuğu olan bir kişinin kullandığı eşyalardan ve uçuklu birinin öpmesi sonucu bulaşma meydana gelir. Bulaşıcı olduğu için uçuğa dokunulmaması gerekir.

Tedavisi

Günümüzde uçuğun tedavisinde antiviral uçuk kremleri kullanılmaktadır.

Aft ve uçuk arasındaki farklar

  • Aft sadece ağız içinde meydana gelir. Uçuk ise nadiren ağız içerisinde, genellikle ağız dışında meydana gelir.
  • Aft bulaşıcı değildir, uçuk bulaşıcıdır.
  • Aftın oluşumu henüz tam olarak açıklanamamıştır, oysa uçuk bir virüs enfeksiyonudur.

Zigoma İmplant Tedavisi Hakkında

Öncelikle Zigoma İmplant Nedir bilgi verelim. Zigoma (Elmacık kemiği) implant, üst çene kemiğinde implant yapılamayacak kadar erime olan hastalar için önerilerin bir implant tekniğidir. Zigoma implantı, üst çenesinde yeterli kemiği olmayan, All on Four tekniği uygulanamayacak düzeyde kemik erimesi olmuş hastalara ve sağlıklı her bireye yapılabilmektedir. Yaklaşık 4,5 – 5 santimetre uzunluğunda olan ve özel olarak yapılmış implantlar yapılarak kullanılan bu teknik ile hastalarımıza sabit dişler yapabilmekte ve onları yeniden diş sağlığına kavuşturmaktayız.

Zigoma İmplantın Avantajları Nelerdir?
Zigoma implantın en büyük avantajı yukarıda da belirttiğimiz gibi üst çene kemiği olmadığı için implant yapılamayan hastalara uygulanan bir tedavi yöntemi olmasıdır. Zigoma implant tedavisi ile kemik erimesi olan bu tip hastalarda uzun ve pahalı olan yeni kemik oluşturma işlemine gerek duyulmaz.

Zigoma implantın bir diğer avantajı ise; üst çenesinden kaza geçirmiş veya kanser gibi hastalıklar sonunda çenesi çıkartılmış hastalara da güvenle yapılabilmesidir.

Zigoma İmplant Tedavisi Sonrası Nelere Dikkat Edilmeli?
Zigoma implant yani elmacık kemiği implantı tedavisi gören bir hastanın, normal implant tedavileri sonrası neye dikkat ediyorsa bu teknikte de aynı koşullara dikkat etmesi gerekmektedir.

Bu koşulların başında şunlar gelir;

  • İlaçların düzenli kullanımı ve doktorun belirttiği süre boyunca sıcak emek yememesi gerekir.

  • Yine Zigoma implant tedavisi gören hastaların, kullanacakları geçici protez dönemlerinde hiçbir koşulda sert besinleri tercih etmemesi gerekir. Kalıcı implantın yapılması sonrası ise normal bir şekilde besin tüketimine başlayabilirler.

  • Bir diğer ve en önemli konulardan biri ise zigoma implant tedavisi için yapılan geçici protezlerde meydana gelebilecek tüm kırık durumlarında, hastalar ivedi bir şekilde diş hekimine gitmeleri gerekir. Aksi taktirde kırık protezler implantın kaybolmasına neden olabilir.

Kanal Tedavisi Fiyatları

Kanal tedavisi nedir?

Kanal tedavisini anlamak için dişin yapısı hakkında genel bir bilgiye sahip olmak gerekir. Diş, dıştan içe doğru; mine, dentin ve pulpa olmak üzere 3 ana tabakadan oluşur. Dişin merkezindeki doğal boşluğa da kök kanalı denir. Pulpa kök kanalı içindeki yumuşak dokudur. Bu doku, dişi besleyen kan damarları ve sinirler açısından zengindir. 

Eski zamanlarda bir enfeksiyon ya da enflamasyon pulpa tabakasına ilerlediğinde, diş artık kurtarılamaz hale gelip çekilmekteydi. Günümüzdeki son gelişmeler, dişin pulpa tabakasının temizlenip tekrar doldurulmasına olanak sağlamaktadır. Pulpa ve içerisindeki sinirler alınsa da, diş temel işlevini yerine getirir. Bunun nedeni, dişler dişetlerinden çıkıp son halini aldıktan sonra, diş sinirlerinin hayati bir önem taşımamasıdır. Diş sinirlerinin yetişkinlerdeki tek görevi sıcak ve soğuk hissini hissetmek gibi duyusal işlevlerdir. 

Bir dişin sinir dokusu veya pulpası hasar gördüğünde, parçalanır ve bakteri burada çoğalmaya başlar. Bakteriler yoğun bir enfeksiyona veya apseye yol açabilir. Apse, diş köklerininin sonunda oluşan irin dolu bir şişliktir. Diş çürükleri tedavi edilmediğinde, kök çevresinde kemik kaybı gibi ciddi durumlara yol açabilir.

Kanal tedavisi ne kadar sürer, kanal tedavisi nasıl yapılır?

Kanal tedavisi dişte oluşan hasara bağlı olarak tek seansta ya da iki seansta gerçekleşir. Dişte bulunan enfeksiyon çok yaygınsa kanal tedavisi üç seansta tamamlanabilir. Kanal tedavisi bir diş hekimi veya endodontist tarafından yapılabilir. Endodontist, diş özünün (pulpa) veya diş sinirinin hastalıklarının nedenleri, teşhisi, önlenmesi ve tedavisinde uzmanlaşmış bir diş hekimidir. 

Kanal tedavisindeki ilk adım, kök kanallarının şeklini görmek için bir röntgen çekmek ve çevresindeki bir kemikte herhangi bir enfeksiyon belirtisi olup olmadığını tespit etmektir. Diş hekiminiz veya endodontistiniz daha sonra dişin yanındaki bölgeyi uyuşturmak için lokal anestezi kullanır. Sinir öldüğü için anestezi gerekli olmayabilir ancak çoğu diş hekimi, hastayı daha rahat ve sakin hale getirmek için bölgeyi uyuşturmayı tercih eder. Daha sonra, diş hekiminiz, tedavi sırasında alanı kuru ve tükürükten uzak tutmak için dişin etrafına su geçirmez bir malzeme yerleştirir. 

Bir sonraki adımda, enfeksiyonlu bölgeye ulaşmak için dişin içine bir delik açılacaktır. Bakterilerle birlikte pulpa, çürümüş sinir dokusu ve bu bölge içerisindeki ilgili enfeksiyon döküntüleri dişten uzaklaştırılır. Temizleme işlemini tam olarak yapabilmek ve kanalı etkin bir şekilde doldurabilmek için kanalın genişletilmesi gerekir.

Kanal genişletilmesi için tırnak törpüsüne benzeyen kanal aletleri kullanılır. Bu işleme kanal eğeleme denir. Bu işlem sırasında artık sinirler alındığı için hasta hiçbir ağrı hissetmez. Hem eğeleme işlemi esnasında biriken döküntüleri hem de içeride kalan kalıntıları temizlemek için, su veya sodyum hipoklorit bileşenleri periyodik olarak kullanılır.

Diş iyice temizlendikten sonra sızdırmaz hale getirilmelidir. Bazı diş hekimleri, dişi kalıcı bir şekilde doldurmadan önce bir hafta beklemeyi tercih eder. Örneğin, bir enfeksiyon varlığından şüpheleniliyorsa, diş hekiminiz enfeksiyonu gidermek için dişin içine özel bir ilaç koyabilir. Bazı diş hekimleri ise dişi temizlendiği gün kapatmayı tercih edebilir. Kök kanal tedavisi aynı gün içerisinde tamamlanmazsa, dişlerdeki bu oyuğa tükürük ve yemek gibi artıkların dolmaması için geçici olan bir dolgu yapılır.

Dişin içi tamamen temizlendikten sonra bu boşluğun doldurulması, hem yeni enfeksiyonları önlemek hem de dişe mukavemet kazandırmak açısından önemlidir. Dişin içini doldurmak için, guta percha adı verilen bir kauçuk bileşiği kullanılır. Guta percha ince bir çubuğa benzeyen fakat vücutta reaksiyona yol açmayan bir maddedir. Bu madde yerleştirilmeden önce diş kanalının kuruluğu kağıt konlarla sağlanır ve açılan kanalların uzunluğu özel aletle ölçülür. Bu uzunluğa göre guta perchalar ayarlanır ve fazlalıklar ısı ile kesilir. Guta percha kök kanalının ana boşluğunu dolduran madde olsa da, sızıntıyı engellemek ve sabitlemek için ek karışımlar kullanılması gerekir. İşlem sonucunda açılan delik kapatılır ve kanal tedavisi tamamlanmış olur. Dişin hasarına bağlı olarak halk arasında dolgu olarak bilinen bir restorasyon tekniği uygulanır. Restorasyonun doğru uygulanması kanal tedavisinin başarısını etkileyen faktörlerden biridir.

Diş kanal tedavisi sırasında ağrı

Kanal tedavilerinin ağrılı olduğu zannedilir fakat aslında kanal tedavileri basit bir dolgu işleminden daha fazla ağrı yaratmaz. Bununla beraber, her insanın ağrı eşiği farklı olduğundan hiçbir ağrı hissedilmediğinin iddia edilmesi doğru olmaz. Hasta prosedür sırasında bazı durumlarda rahatsızlık ve hassasiyet hissedebilir. Hissedilen rahatsızlık işlemden değil orada yer alan iltihabi durumdan kaynaklanır.

Kanal tedavisi sonrasında ağrı

Kanal tedavisi ağrıyı gidermek ve dişi kurtarmak için yapılan bir tedavidir. Özellikle işlemden önce ağrı veya enfeksiyon varsa, birkaç gün süresince o dişte hassasiyet hissedilebilir. Bu duyarlılık veya rahatsızlık genellikle ibuprofen veya naproksen gibi reçetesiz satılan ağrı kesici ilaçlar ile kontrol edilebilir. Çoğu hasta ertesi gün normal aktivitelerine döner.

Kanal tedavisi sonrası dikkat edilecekler

  • Kanal tedavisi ilk seansta bitmezse, tedavi bitinceye kadar ilgili dişi kullanmaktan kaçınılmalıdır. 
  • Kanal tedavisi tamamen bitse bile işlemden sonra en az iki saat bir şeyler yenip içilmemelidir.
  • Bir iki gün boyunca hassasiyet olabileceğinden aşırı sıcak ve soğuk içeceklerden kaçınmak hastaya rahatlık sağlar.
  • Ağız sağlığı bakımı söz konusu olduğunda, düzenli aralıklarla yapılan diş fırçalama, diş ipi ve antiseptik bir gargara kullanma gibi genel bakım kurallarının yanında, diş hekimini düzenli aralıklarla ziyaret etmek de önemlidir. 

Kanal tedavisi başarı oranları ve komplikasyonları

Kök kanal tedavisi %95’ten fazla başarı oranına sahip bir prosedürdür. Kanal tedavisi görmüş birçok diş ömür boyu kullanılabilir. Bununla beraber, diş hekiminizin bir dişi temizleme ve dolgu konusundaki en iyi çabalarına rağmen, bir kök kanalında yeni enfeksiyonlar ortaya çıkabilir. Bunun olası nedenleri:

  • bir dişte normal olarak öngörülenden daha fazla kök kanalı bulunması sonucunda bunlardan birinin temizlenmemiş halde kalması
  • diş kökünde saptanamayan bir çatlak
  • bakterilerin restorasyonu geçerek dişin iç taraflarına ulaşması ve bölgeyi enfekte etmesi
  • sızdırmanın engellenmesi için kullanılan malzemenin zamanla parçalanması ve bakterilerin dişin iç kısımlarına tekrar yerleşmesi olarak sıralanabilir.

Kök kanal tedavisine alternatifler

Doğal dişlerinizi kurtarmak, mümkün olan en iyi tedavi seçeneğidir. Doğal dişleriniz, doğru beslenmeyi sağlamak için gereken çok çeşitli gıdaları etkili bir şekilde sindirmenizi sağlar. 

Kök kanalı prosedürünün tek alternatifi, çiğneme işlevini eski haline getirmek ve bitişik dişlerin kaymasını önlemek için dişin çıkarılması ve yerine köprü, implant veya çıkarılabilir kısmi takma diş ile değiştirilmesidir. Bu çok daha uzun süren seanslara neden olup hastaya maddi ve manevi açıdan daha fazla yük olur.

Diş Beyazlatma (Bleaching)

Bu metod yani Diş Beyazlatma (Bleaching) metodu çeşitli nedenlerle dişlerin yapısına (mine ve dentin tabakasında) nüfus eden renklenmelerin giderilerek dişlerin önceki tonuna göre ağartılması işlemidir. Dişlerin doğal renkleri zamanla koyulaşır. Diş taşı temizliği ve polisaj yapılarak dişte oluşan renkleşmeler giderilebilir.

Ancak bu yolla giderilemeyen renklenmelerin giderilmesi veya dişin kendi renginin bir kaç ton daha açılması mümkündür. Bu dişlere porselen vs. yaptırmak yerine daha koruyucu bir yöntem olan beyazlatma yöntemi uygulanır ve bu işlem sonunda dişler durumuna göre sekiz-on tona kadar açılabilir.

Ofis Tipi Diş Beyazlatma 

Bu yöntem direkt diş hekimi gözetiminde klinikte kontrollü bir şekilde uygulanır. Tüm yumuşak dokular ışıkla sertleşen bir bariyerle izole edildikten sonra, beyazlatma jeli dişlere uygulanır ve ışıkla aktive edilir. İstenilen beyazlığa gelinceye kadar işlem tekrarlanabilir. Bu şekilde bir hafta arayla iki seans yapılır.

Ev Tipi Diş Beyazlatma

Hekim dişlerden ölçü alarak laboratuvara verir. Alınan bu ölçüden, kişiye özel, dişlerin üzerine tam oturan, ince şeffaf bir plak hazırlanır.
Bu plağın içine geceleri yatmadan evvel diş beyazlatma ajanı uygulanarak plak dişlere takılır. Beyazlatma işlemi gece uykuda gerçekleşir. Tedavi süresi bir-iki hafta sürer.

Lazer ile Diş Beyazlatma

Lazer ile diş beyazlatmanın en büyük avantajı çok kısa sürede beyazlatma işleminin gerçekleştirilebilmesidir. Tüm yumuşak dokular bariyerle izole edildikten sonra yaklaşık 4 dk. gibi kısa bir sürede beyazlatma işlemi tamamlanmaktadır.

Dişlerde İstenmeyen Lekeler Neden Oluşur?

Lekelenmenin birçok sebebi olabilir. En yaygın olanları yaşlılık, dişleri boyayan maddelerin (kahve, çay, kola, sigara vb.) tüketimi, dişe gelen travmalar, eski protezler, kaplamalar, dolgulardır. Dişlerin oluşumu sırasında kullanılan antibiyotik veya aşırı florid tüketimi de dişlerde renklenmelere yol açabilir.

Dış Kaynaklı Renkleşmeler

Lekeler sadece diş minesi yüzeyindedir. Beslenmeye bağlı olarak oluşur. Çay, kahve, kola, koyu renkli meyve suları, kırmızı şarap gibi içecekler ve domates salçası, şeftali gibi yiyecekler dişte yüzeysel renkleşmeye neden olur. Bu tür lekelerde beyazlatma işlemi başarılı sonuçlar verir.

İç Kaynaklı Renkleşmeler

Dişin mine tabakasının altındaki dentinde oluşan renkleşmelerdir. Çocuklukta kullanılan tetrasiklin türevi ilaçlar ve aşırı florid kullanımı ya da annenin gebelik döneminde kullandığı bazı antibiyotikler nedeniyle oluşabilir. Rengin açılması çok yavaş olur ya da hiç olmaz.

Yaşlılık Nedeniyle Oluşan Renkleşmeler

İlerleyen yaşlarda dişteki mine tabakası aşınarak alttaki dentin tabakasının koyu rengini yansıtır. Aynı zamanda yıllar içinde iç ve dış kaynaklı renkleşmeler de görülebilir. Böyle durumlarda beyazlatma işleminden başarılı sonuçlar elde edilebilir.

Kanal Tedavisi Görmüş Dişlerde Renkleşme

Kanal tedavisi yapılan diş canlılığını yitirir, zamanla parlak, canlı rengini de kaybederek sararabilir veya dişin içine konan materyale bağlı renkleşme meydana gelebilir. Bu tür renkleşmelerde pulpa odasına yerleştirilen beyazlatma ajanı  dişte birkaç gün bekletilir. İstenilen sonuç elde edilene kadar işlem tekrarlanır. Bu şekilde özellikle ön bölgede tek başına kalmış koyu renkli dişler beyazlatılır. Genellikle olumlu sonuç alınır.

Uygulanan bütün beyazlatma yöntemleriyle geçici bir beyazlık elde edilmektedir. Dişlerin yapısı, kişinin beslenme alışkanlıkları ve işlem sonrası önerilere ne kadar dikkat edildiğine  bağlı olarak 2-3  sene sonra tekrarlanması gerekebilir. Gebelik ya da emzirme döneminde olan hastalara uygulanmaz. 18 yaş altına önerilmez. Dişeti çekilmesi sonucunda açığa çıkan diş kök yüzeylerine, dişeti rahatsızlığı, diş çürükleri, kole hassasiyeti olanlara bu sorunlar tedavi edilmeden önerilmez.

Diş Beyazlatma Hakkında Sık Sorulan Sorular

Diş Beyazlatmak İçin En Etkili Yöntem Hangisidir?

Dişleri beyazlatmak için farklı yöntemler vardır. Birincisi diş hekimi yardımıyla profesyonel beyazlatma, diğeri ise evde diş hekiminin önerisi doğrultusunda uygulanan ev beyazlatma sistemidir. Son yapılan çalışmalarda iki yöntemin aynı anda kullanılmasının etkin bir beyazlatma için gerekli olduğu belirtilmiştir. Hastanın beyazlatma işlemi ofis tipi ile yapılsa bile rengin kalıcılığı için ev tipi ile desteklenmesi önerilmektedir.

Beyazlatma Güvenli midir? Yoksa Dişlere Zarar Verir mi?

Yapılan çalışmalar diş hekimi kontrolünde yapılan diş beyazlatma sistemlerinin kullanımında hiçbir zarar olmadığını göstermiştir. Diş hekiminizin beyazlatma sonrası florür uygulamaları ile beyazlatma işlemi daha da güvenli bir işlem olmaktadır. Dişlere zarar veren, eczanelerde satılan denetimsiz beyazlatıcı ürünlerdir.

Diş Beyazlatmanın Yan Etkileri Nelerdir?

Bütün beyazlatma jelleri az veya çok hassasiyete sebep olabilir. Bu, kişiden kişiye değişebilir, soğuk veya sıcak içeceklerle birlikte gelişebilir. Hassasiyet durumunda diş hekiminin uygulayacağı topikal florür bu diş hassasiyetini azaltacaktır. Ayrıca hassasiyeti azaltmak için içerisinde potasyum nitrat ve yüksek oranda florür bulunduran diş macunları da kullanılabilir.

Dişlerimin Maksimum Beyazlaması Ne Kadar Sürecek?

Sonuçlar farklıdır. Bazı dişler daha kısa sürede beyazlarken, bazıları için bir iki seans beyazlatma yapmak gerekebilir. Dişlerinizde sarılaşma grileşmeden ne kadar fazlaysa beyazlatma o kadar iyi olacaktır. Antibiyotik kullanımından kaynaklanan grileşmenin beyazlatılması daha zordur ve sonuca ulaşmak daha uzun bir süreç gerektirebilir.

Beyazlatma Ne Kadar Süre Etkisini Korur?

Beyazlatma sonrasında dişlerin rengi asla başlangıçtaki rengine dönmez ama bir miktar renkleşme 6 ayla iki yıl arasında oluşur. Beslenme alışkanlıklarına göre bu renklenme farklılık gösterir. Beyazlatmadan 6 ay sonra kontrol edilmeli, gerekirse diş taşı temizliği, polisaj ve bir kez ev tipi beyazlatma tavsiye edilir.

Beyazlatma Jeli Kaplama, Porselen Kuronlarımı da Beyazlatır mı?

Porselen kaplama kuron ve köprüler beyazlamaz. Yeni beyazlamış dişinizin rengine uyması için bunların değişmesi gerekebilir.

Beyazlatma Sonrası Çay, Kahve Gibi İçeceklerden Ne Kadar Uzak Kalmalıyım?

Beyazlatma sonrası yaklaşık 2 gün yani 48 saat boyunca (ideali 7-10 gün) çay, kahve, sigara, kola, kırmızı şarap, asitli içecekler ve renkli yiyeceklerden uzak kalmak gereklidir, çünkü yapılan beyazlatmanın etkisi dentin tübüllerinde devam eder. Bu süre zarfında da renkli yiyecek ve içeceklerden kaçınılmalıdır.

Diş Beyazlatma (Bleaching)

Bu metod yani Diş Beyazlatma (Bleaching) metodu çeşitli nedenlerle dişlerin yapısına (mine ve dentin tabakasında) nüfus eden renklenmelerin giderilerek dişlerin önceki tonuna göre ağartılması işlemidir. Dişlerin doğal renkleri zamanla koyulaşır. Diş taşı temizliği ve polisaj yapılarak dişte oluşan renkleşmeler giderilebilir.

Ancak bu yolla giderilemeyen renklenmelerin giderilmesi veya dişin kendi renginin bir kaç ton daha açılması mümkündür. Bu dişlere porselen vs. yaptırmak yerine daha koruyucu bir yöntem olan beyazlatma yöntemi uygulanır ve bu işlem sonunda dişler durumuna göre sekiz-on tona kadar açılabilir.

Ofis Tipi Diş Beyazlatma 

Bu yöntem direkt diş hekimi gözetiminde klinikte kontrollü bir şekilde uygulanır. Tüm yumuşak dokular ışıkla sertleşen bir bariyerle izole edildikten sonra, beyazlatma jeli dişlere uygulanır ve ışıkla aktive edilir. İstenilen beyazlığa gelinceye kadar işlem tekrarlanabilir. Bu şekilde bir hafta arayla iki seans yapılır.

Ev Tipi Diş Beyazlatma

Hekim dişlerden ölçü alarak laboratuvara verir. Alınan bu ölçüden, kişiye özel, dişlerin üzerine tam oturan, ince şeffaf bir plak hazırlanır.
Bu plağın içine geceleri yatmadan evvel diş beyazlatma ajanı uygulanarak plak dişlere takılır. Beyazlatma işlemi gece uykuda gerçekleşir. Tedavi süresi bir-iki hafta sürer.

Lazer ile Diş Beyazlatma

Lazer ile diş beyazlatmanın en büyük avantajı çok kısa sürede beyazlatma işleminin gerçekleştirilebilmesidir. Tüm yumuşak dokular bariyerle izole edildikten sonra yaklaşık 4 dk. gibi kısa bir sürede beyazlatma işlemi tamamlanmaktadır.

Dişlerde İstenmeyen Lekeler Neden Oluşur?

Lekelenmenin birçok sebebi olabilir. En yaygın olanları yaşlılık, dişleri boyayan maddelerin (kahve, çay, kola, sigara vb.) tüketimi, dişe gelen travmalar, eski protezler, kaplamalar, dolgulardır. Dişlerin oluşumu sırasında kullanılan antibiyotik veya aşırı florid tüketimi de dişlerde renklenmelere yol açabilir.

Dış Kaynaklı Renkleşmeler

Lekeler sadece diş minesi yüzeyindedir. Beslenmeye bağlı olarak oluşur. Çay, kahve, kola, koyu renkli meyve suları, kırmızı şarap gibi içecekler ve domates salçası, şeftali gibi yiyecekler dişte yüzeysel renkleşmeye neden olur. Bu tür lekelerde beyazlatma işlemi başarılı sonuçlar verir.

İç Kaynaklı Renkleşmeler

Dişin mine tabakasının altındaki dentinde oluşan renkleşmelerdir. Çocuklukta kullanılan tetrasiklin türevi ilaçlar ve aşırı florid kullanımı ya da annenin gebelik döneminde kullandığı bazı antibiyotikler nedeniyle oluşabilir. Rengin açılması çok yavaş olur ya da hiç olmaz.

Yaşlılık Nedeniyle Oluşan Renkleşmeler

İlerleyen yaşlarda dişteki mine tabakası aşınarak alttaki dentin tabakasının koyu rengini yansıtır. Aynı zamanda yıllar içinde iç ve dış kaynaklı renkleşmeler de görülebilir. Böyle durumlarda beyazlatma işleminden başarılı sonuçlar elde edilebilir.

Kanal Tedavisi Görmüş Dişlerde Renkleşme

Kanal tedavisi yapılan diş canlılığını yitirir, zamanla parlak, canlı rengini de kaybederek sararabilir veya dişin içine konan materyale bağlı renkleşme meydana gelebilir. Bu tür renkleşmelerde pulpa odasına yerleştirilen beyazlatma ajanı  dişte birkaç gün bekletilir. İstenilen sonuç elde edilene kadar işlem tekrarlanır. Bu şekilde özellikle ön bölgede tek başına kalmış koyu renkli dişler beyazlatılır. Genellikle olumlu sonuç alınır.

Uygulanan bütün beyazlatma yöntemleriyle geçici bir beyazlık elde edilmektedir. Dişlerin yapısı, kişinin beslenme alışkanlıkları ve işlem sonrası önerilere ne kadar dikkat edildiğine  bağlı olarak 2-3  sene sonra tekrarlanması gerekebilir. Gebelik ya da emzirme döneminde olan hastalara uygulanmaz. 18 yaş altına önerilmez. Dişeti çekilmesi sonucunda açığa çıkan diş kök yüzeylerine, dişeti rahatsızlığı, diş çürükleri, kole hassasiyeti olanlara bu sorunlar tedavi edilmeden önerilmez.

Diş Beyazlatma Hakkında Sık Sorulan Sorular

Diş Beyazlatmak İçin En Etkili Yöntem Hangisidir?

Dişleri beyazlatmak için farklı yöntemler vardır. Birincisi diş hekimi yardımıyla profesyonel beyazlatma, diğeri ise evde diş hekiminin önerisi doğrultusunda uygulanan ev beyazlatma sistemidir. Son yapılan çalışmalarda iki yöntemin aynı anda kullanılmasının etkin bir beyazlatma için gerekli olduğu belirtilmiştir. Hastanın beyazlatma işlemi ofis tipi ile yapılsa bile rengin kalıcılığı için ev tipi ile desteklenmesi önerilmektedir.

Beyazlatma Güvenli midir? Yoksa Dişlere Zarar Verir mi?

Yapılan çalışmalar diş hekimi kontrolünde yapılan diş beyazlatma sistemlerinin kullanımında hiçbir zarar olmadığını göstermiştir. Diş hekiminizin beyazlatma sonrası florür uygulamaları ile beyazlatma işlemi daha da güvenli bir işlem olmaktadır. Dişlere zarar veren, eczanelerde satılan denetimsiz beyazlatıcı ürünlerdir.

Diş Beyazlatmanın Yan Etkileri Nelerdir?

Bütün beyazlatma jelleri az veya çok hassasiyete sebep olabilir. Bu, kişiden kişiye değişebilir, soğuk veya sıcak içeceklerle birlikte gelişebilir. Hassasiyet durumunda diş hekiminin uygulayacağı topikal florür bu diş hassasiyetini azaltacaktır. Ayrıca hassasiyeti azaltmak için içerisinde potasyum nitrat ve yüksek oranda florür bulunduran diş macunları da kullanılabilir.

Dişlerimin Maksimum Beyazlaması Ne Kadar Sürecek?

Sonuçlar farklıdır. Bazı dişler daha kısa sürede beyazlarken, bazıları için bir iki seans beyazlatma yapmak gerekebilir. Dişlerinizde sarılaşma grileşmeden ne kadar fazlaysa beyazlatma o kadar iyi olacaktır. Antibiyotik kullanımından kaynaklanan grileşmenin beyazlatılması daha zordur ve sonuca ulaşmak daha uzun bir süreç gerektirebilir.

Beyazlatma Ne Kadar Süre Etkisini Korur?

Beyazlatma sonrasında dişlerin rengi asla başlangıçtaki rengine dönmez ama bir miktar renkleşme 6 ayla iki yıl arasında oluşur. Beslenme alışkanlıklarına göre bu renklenme farklılık gösterir. Beyazlatmadan 6 ay sonra kontrol edilmeli, gerekirse diş taşı temizliği, polisaj ve bir kez ev tipi beyazlatma tavsiye edilir.

Beyazlatma Jeli Kaplama, Porselen Kuronlarımı da Beyazlatır mı?

Porselen kaplama kuron ve köprüler beyazlamaz. Yeni beyazlamış dişinizin rengine uyması için bunların değişmesi gerekebilir.

Beyazlatma Sonrası Çay, Kahve Gibi İçeceklerden Ne Kadar Uzak Kalmalıyım?

Beyazlatma sonrası yaklaşık 2 gün yani 48 saat boyunca (ideali 7-10 gün) çay, kahve, sigara, kola, kırmızı şarap, asitli içecekler ve renkli yiyeceklerden uzak kalmak gereklidir, çünkü yapılan beyazlatmanın etkisi dentin tübüllerinde devam eder. Bu süre zarfında da renkli yiyecek ve içeceklerden kaçınılmalıdır.

Ağız Sağlığı ve Diş Teli Tedavisi

Kuşkusuz Ağız ve Diş Sağlığı insan hayatı için çok önemli maddelerden biri.  Değeri bilinmesi gereken hassas bir konu. Bu yüzden hastalanınca yada hastalık tedavi aşamasındayken değil her zaman bu konu önemsenmeli ve gereken dikkat gösterilmeli. Ağız ve diş sağlığında etkili tedavilerden biride diş teli tabiki.  Diş Teli Tedavisi için sizin yada bir başka hastamızın sebepleri tamamen farklı olabilir.

Diş sağlığı, daha estetik bir görünüm, daha iyi bir gülüş tasarımı gibi bir çok faktör Diş Teli Tedavi sürecinin başlaması için tetikleyici olabilmekte.  Bu süreçler birbiri ile bağımsız gibi görünsede aynı yola çıktığı için amaç ortaktır. Dolayısı ile ağız sağlığı ve diş teli tedavi sürecini anlatırken aynı zamanda çok merak edilen diş teli fiyatları 2020 konusunada vurgu yapmakta fayda olacaktır.   

Ortodonti Aşamasında Ağız ve Diş Sağlığı

Önemli bir aşama kuşkusuz. Ortodonti süresi içinde ağız ve diş sağlığını korumak çok önemli.  Bu konuda gerekli adımları tamamlamadan tedavi sürecinin başarı ile sonuçlanması tabiki çok mümkün olmamakta.  Hayal edilen amaca ulaşmak için sağlıklı ağız yapısını korumak önemlidir.  Gerekli temizlik maddelerine dikkat etmek, diş hekiminize rutin kontrollere gitmek bu aşamada göz ardı edilmemesi gereken etkenlerdir.

Hekiminizin süreç içerisinde sizlerle oluşturduğu tedavi planına uymalı ve gerekli süreci istenildiği seviyede ilerleme kaydederek tamamlamalısınız. Aksi halde örneğin yeterince bakım yapılmamış, sürekli ihmal edilmiş ağız ve dişler bu süreçte ciddi problemlere sebebiyet verebilecektir.

Örneğin günlük hayatta düzenli diş fırçalama ve bunun için gerekli kaliteli diş fırçası, kaliteli diş macunu, diş ipi gibi malzemelerin temin edilmesi ve düzenli kullanılması ortodonti sürecinde önemlidir.  Zira bu adımların göz ardı edilmesi başka bazı sağlık sorunlarınada sebebiyet de vermektedir.

Diş Teli Tedavisinde Nelere Dikkat Edilmeli?

Bilindiği gibi bu aşamada başvurduğunu Uzman Ortodontist, tedavi sürecinde aktif rol oynayarak gerekli işlemleri yapmaktadır. Tedavi olacak hastanın seramik diş teli, metal diş teli, lingual diş teli gibi tercihe bağlı seçimleri, braket türleri, ek malzeme ürünleri bu bağlamda ele alınmaktadır. Yapmanız gereken öncelikle sürecin en başında uzman bir ortodontist ile görüşmek ve tüm detayları dinlemek, tedavi zamanı başlangıcı ve hekiminizin size tavsiyeleri konusunda dikkatli davranmak olacaktır. Bütün bunlar dikkat edeceğiniz önemli noktalardır.

Diş Teli Fiyatları 2020 Yılında Neye Göre Belirlenir

Tabiki her zamanki gibi ekonomik göstergeler Diş Teli Fiyatları 2020 Yılı için belirleyici rol oynayacaktır.  Zira diş teli tedavisinde tercih edeceğiniz malzemeler, bunların  temin edileceği yerler kısaca sürecin başından sonuna kadar zincirleme olarak ekonomik süreçten etkilendiği için  dikkate alınan noktalardır.

Kuşkusuz tedavi öncesi diş teli fiyatları 2020 konusunda uzun araştırmalar yapmış yada yapacak olabilirsiniz. Zira kişisel bütçe diş teli fiyatları göz önüne alındığı takdirde her zaman diş teli tedavisi için uygun olmayabilir. Ancak şunu belirtelim bizi aramaktan çekinmemenizi tavsiye ediyoruz. Zira en azından görüşmelerimiz esnasında Diş Teli Fiyatları hakkında daha net ve size özel tedavi fiyatlarını öğrenmiş olacaksınız.  Bu süreçte doktor hasta etkileşimini özellikle çok önemlidir. Gerekli tedavi planlaması ve uygun ödeme koşulları ile tedavinizi kesinlikle aksatmadan yaptırabilirsiniz.

Telsiz Diş Tedavisi

Diş estetiği sanılandan çok daha önemli, çok daha kritik bir konuyu oluşturur. Bu anlamda rahatsızlık hisseden hemen hemen herkesin bazı sıkıntıları aşması için bir takım tedavi yöntemleri geliştirilir. Örneğin dişlerde çapraşıklık, bozukluk ya da düzensizlik varsa, bir takım ortodonti tedavileri ve çeşitli diş teli tedavileri ile bu sorunları ortadan kaldırmak mümkündür.

Fakat elbette diş teli tek çözüm değildir.  Zira uzmanlara göre telsiz diş düzeltme işlemleri de yoğun olarak yapılmakta ve başarılı şekilde tamamlanmaktadır.  Dolayısı ile dişe herhangi  bir tel takılmasına gerek kalmadan tedavi uygulamak mümkün. Dahası tedavinin içinde tel ya da farklı bir materyal kullanılmaması da çoğu hastayı bu alana çeker.

Doğru yöntemler ve ilgili malzemeler ile sürdürülen telsiz diş düzeltme uygulamaları sayesinde çok sayıda hasta daha düzgün, daha estetik bir diş yapısına kavuşmuş olur. Ayrıca, sadece dış görünüş olarak değil, aynı zamanda sağlıklı bir öğütme, çiğneme ve beslenme için de bu tedavinin ardından kişiler ihtiyaç duydukları diş yapısına da sahip olurlar. Böylece hem diş sağlığı, hem de diş estetiği yönünden başarılı bir süreç tamamlanır.

Peki Diş Teli Takılmadan Yapılan Tedavi Nasıl Oluyor?

Giderek daha çok gelişen diş hekimliği teknolojisinin bir kolu olarak tedavi metodları arasına giren Telsiz Ortodonti Tedavisi bu aşamada oldukça büyük kolaylık.  Bu metodda şeffaf braket yani şeffaf diş plağı kullanılıyor. Özel malzemeden yapılan şeffaf diş plağı ve apareylerin oldukça sağlıklı bir şekilde rahatça kullanılabileceğini belirten ortodonti uzmanları bu açıklama ile konununda netleşmesini sağlamış oluyorlar.

Hastanın dişlerinin yapısı ve mevcut şekline göre hazırlanan şeffaf plakların üretimi 3 boyutlu yazıcılar kullanılarak yapılır.  Her bir plak 0,5 mm düzeltilmiş halde plağın içine girmeye zorlanan ve böylece hareket etmesi sağlanan dişler için telsiz diş tedavisi işlemi başlamış olur.

Telsiz Diş Tedavisi Nasıl Yapılır?

Telsiz diş tedavisi planlanmadan önce hastanın ağız ve diş yapısının bu tedavi için uygun olup olmadığı incelenir.  İnceleme sonuncunda tedaviye karar verildiği takdirde uygulama süresi ve bu arada kaç adet şeffaf braket ( plak ) kullanılacağı hakkında hastaya detaylı bilgi verilir. Dişlerin fotoğraflarının çekilip ölçülerinin alınmasıyla birlikte tasarım aşamasına geçilir.

Telsiz diş düzeltme aşamasında hastalara iki haftalık sürelerle değiştirilmek üzere set halinde şeffaf plakları verilir.  Bu yüzden hastanın invisalign tedavisi muayeneleri diğer tedavilere göre daha sık olabilir. Hastanın diş yapısına göre ortodonti uzmanı hekim dişlerde hafif aşındırmalar yapabilir. Şeffaf plak tedavisi bittikten sonra geceleri pekiştirme amaçlı plaklar da kullanılabilir.

Metal diş tellerine göre daha yavaş sonuç verse de estetik açıdan çok kullanışlı olduğu için şeffaf plak tedavisi son yılların en gözde ortodontik tedavi metodlarından biri olmaya devam ediyor.

Ortodontik Sorunlar Neden Kaynaklanmaktadır?

Ortodontik sorunların çeşitli nedenleri vardır. Bunları aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:

  • Erken diş kayıpları veya çekimleri: Süt dişleri, yerlerine gelecek daimi dişlere kılavuzluk görevi görürler. Daimi dişlerin düzgün çıkması için süt dişlerinin korunması gerekir. Bunun için süt dişlerinde görülen çürükler tedavi edilmeli, geçici diş düşüncesiyle çekilmemelidir.
  • Çocuklarda görülen parmak emme, dil emme, dudak emme, diş sıkma, uzun süre emzik kullanma gibi alışkanlıklar.
  • İri geniz eti ve bademcik rahatsızlıkları gibi Kulakburunboğaz problemleri. (Bu rahatsızlıklar ağızdan nefes almaya neden olur ve çene kemiklerinin düzgün gelişimini engelleyebilir).
  • Yetersiz ağız bakımı.
  • Kemik ve iskelet yapısı bozuklukları.
  • Travma ve yaralanmalar.
  • Genetik yatkınlık.

Çok sayıda ortodonti sorunundan bahsetmek mümkündür. Ortodontik problemleri 2 grupta sınıflayabiliriz

1- Dişlere bağlı olanlar

2- İskelet yapısından kaynaklananlar

Dişlerin yapı ve çıkışlarıyla ilgili olan problemler dişin çene üzerindeki yerleşimindeki probleme bağlı olarak şekillenir. Bu tür sorunların tedavisi nispeten kolaydır. Braket ve teller ile tedavi edilir. Dişler istenen konumlarına getirilir. Bu tedavide bir yaş sınırı da yoktur, ileri yaşlarda da yapılabilir.

Çene kemikleri ve çene ekleminden kaynaklanan sorunlar iskelet yapısından kaynaklananlar sorunlar sınıfında yer alır. Alt çenenin tek veya çift taraflı olarak gelişme geriliği, alt çenenin üst çeneye göre kısa olması (mandibular hipoplazi), alt çenenin fazla büyük olması (mandibular hipoplazi), alt çenede darlık (mandibular darlık), üst çene darlığı (maksiller darlık), orta yüz bölgesinde gelişim geriliği, üst çene arkının kısalığı bu grup sorunlardandır.

Bu tür problemlerin tedavisi daha zordur. Bazı ağız içi ve ağış dışı apareyler ile tedavi edilebileceği gibi bazı durumlarda çene ameliyatları da (ortognatik cerrahi) gerekebilir. Diğer taraftan bu tür problemi olanlarda tedavi için kemik gelişiminin henüz tamamlanmamış olması gerekir. İskelet yapısından kaynaklananlar sorunların tedavisi için ideal yaş aralığı 12-16 yaşlar aralığıdır.